
ABD-İran anlaşması sonrası altın coştu! Uzman isimden kritik uyarı: Henüz demir alıyoruz demek için erken
ABD ile İran arasında varılan barış anlaşması küresel piyasalarda sert hareketlere yol açtı. Brent petrolü yüzde 4,6 düşerken ons altın yüzde 2,51 yükselişle 4.325 dolara ulaştı. Yatırımım Trader CEO'su Candaş Atalay, altındaki yükselişin kalıcılığı konusunda temkinli mesajlar verdi.
Barış anlaşması piyasaları salladı
ABD ile İran arasında 28 Şubat'ta başlayan çatışmayı sona erdirmeyi hedefleyen mutabakat muhtırasının imzalanması, küresel piyasalarda zincirleme etkiler yarattı. ABD Başkanı Donald Trump ve İran Yüksek Güvenlik Konseyi tarafından duyurulan anlaşmanın resmi imzalarının 19 Haziran Cuma günü atılacağı, aynı gün Hürmüz Boğazı'ndaki ablukanın da kaldırılacağı bildirildi. Açıklamanın ardından enerji fiyatlarında sert düşüşler görülürken, güvenli liman altın güçlü bir yükseliş kaydetti.
Petrol fiyatlarında keskin gerileme
Anlaşma haberinin ardından ICE'de Ağustos vadeli Brent petrolü yüzde 4,6 değer kaybederek 83,34 dolara geriledi. Batı Teksas petrolü ise yüzde 5,23 düşüşle 80,45 dolara kadar indi. Ekonomistler, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasıyla birlikte İran'ın petrol ihracatının toparlanacağını ve Brent petrolünün yıl sonuna kadar 80 dolar civarına gerileyebileceğini öngörüyor. Küresel arz fazlası beklentisinin yeniden güçlenmesiyle enerji maliyetlerinde kalıcı bir gevşeme yaşanabileceği belirtiliyor.
Altın, gümüş ve dolar tarafında son durum
Petroldeki sert düşüşün ardından enflasyonist baskıların hafifleyeceği beklentisi altını yukarı taşıdı. Ons altın yüzde 2,51 artışla 4.325,53 dolar seviyesine yükselirken, gram altın Türkiye'de 6.436,12 TL'den işlem gördü. Spot gümüş 70,40 dolar seviyesinde dengelenirken, ABD dolar endeksi ise yüzde 0,32 gerileyerek 99,483 seviyesine indikten sonra 99,531'den işlem gördü. Enerji fiyatlarındaki düşüşün hane halkı ve işletmeler üzerindeki maliyet baskısını azaltması, enflasyonun yükselme riskini sınırlaması ve merkez bankalarının üzerindeki yükü hafifletmesi bekleniyor.
Uzman isimden kritik uyarılar
Piyasalarda yaşanan güçlü hareketin ardından altın yatırımcıları yeniden harekete geçerken, Yatırımım Trader CEO'su Candaş Atalay mevcut yükselişin kalıcılığı konusunda temkinli olunması gerektiğini vurguladı. Atalay, piyasalardaki genel iyimserliğe rağmen henüz net bir rota çizmenin zor olduğunu belirtti.
Altındaki yükselişe 'her şeyi geride bıraktık, demir alıyoruz' gözüyle bakmamalıyız. ABD ile İran arasında sağlanan anlaşma, ne kadar kırılgan bir zeminde olursa olsun piyasalarda risk iştahını canlandırdı. Bu durum varlık fiyatlarını genel olarak yukarı taşıdı. Altın da bu hareketten güçlü şekilde etkilenerek yaklaşık yüzde 3'e yakın bir sıçrama yaptı.
Yatırımcı psikolojisi ve 'tren kaçıyor' hissi
Fiziki altın yatırımcısına yönelik değerlendirmelerde bulunan Atalay, özellikle bireysel yatırımcıların duygusal karar alma riskine dikkat çekti. Tasarrufunu gram altın ya da çeyrek altında tutan yatırımcılar için mevcut tablonun 'tren kalkıyor' hissi yaratabileceğini belirten uzman, önümüzdeki 60 günlük süreçte daha temkinli bir duruşun faydalı olacağını ifade etti. Jeopolitik gelişmelerin altın üzerindeki etkisinin sınırlı kalabileceğine işaret eden Atalay, şu değerlendirmeyi yaptı:
ABD-İran gerilimi aslında altının önündeki temel engel değildi. Daha çok fiyatın yükselmemesi için bir bahaneydi. Bu bahanenin ortadan kalkmasıyla birlikte fiyatın hızlı tepki vermesi doğal. Ancak kalıcı bir yükseliş için yalnızca bahanenin ortadan kalkması yeterli değil. Asıl mesele, arkasında güçlü ve süreklilik arz eden bir talep olup olmadığıdır.
Belirleyici faktör Fed'in faiz politikası
Altının yönü açısından kritik unsurun para politikası olduğunun altını çizen Atalay, güçlü istihdam verileri ve kontrol altına alınamayan enflasyon nedeniyle ABD Merkez Bankası'nın faizleri uzun süre yüksek tutma ihtimalinin güçlü olduğunu söyledi. Bu durumun altın üzerindeki baskıyı sürdürdüğünü belirten uzman, büyük alıcılar cephesinde de zayıf bir görünüm olduğuna dikkat çekti. Çin'in alımlarının belirgin şekilde yavaşladığını, Hindistan'da vergi artışları nedeniyle talebin zayıf seyrettiğini, Rusya'nın savaş finansmanı için rezerv kullandığını ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın son aylarda piyasaya satış yönlü müdahalelerde bulunduğunu vurgulayan Atalay, bu oyuncular geri dönmeden kalıcı bir yükselişten bahsetmenin erken olacağını söyledi.
Fon tarafında iştah zayıf, kritik eşik 4.300 dolar
Altın bazlı yatırım fonlarında da belirgin bir pozisyon genişlemesi görülmediğini belirten Atalay, yatırımcıların hâlâ temkinli olduğunu ve bunun temel nedeninin faizlerin yüksek kalacağı beklentisi olduğunu dile getirdi. Teknik görünüm açısından değerlendirmede bulunan uzman, ons altında 4.300 dolar seviyesinin yeniden kazanılması ve üzerinde kalıcılık sağlanmasının kritik bir eşik olacağını belirtti. İç piyasaya yönelik tahminini de paylaşan Atalay, yıl sonunda gram altının 8.000-9.000 TL aralığını görebileceğini öngördü. ABD'de büyüyen bütçe açıkları, artan borç yükü ve kalıcı enflasyon baskısının ciddi bir politika ikilemi yarattığını ifade eden uzman, sözlerini şöyle tamamladı:
Bugün enflasyon, faiz beklentilerini yukarı çektiği için altın üzerinde baskı yaratıyor. Ancak aynı enflasyon ilerleyen dönemde reel getirileri eritir ve bu da altın için güçlü bir katalizöre dönüşebilir. Kısacası enflasyon bugün sorun, yarın ise altının en büyük dostu olabilir.
Editörün Analizi
ABD-İran arasındaki mutabakat muhtırası, enerji arzına dair riskleri azaltarak petrol fiyatlarını baskılarken, güvenli liman altında görülen güçlü yükseliş piyasa dinamiklerindeki çok katmanlı ayrışmayı gözler önüne seriyor. Ons altının yüzde 2,51 primle 4.325,53 dolar seviyesine ulaşması, enflasyon beklentilerindeki gevşeme ve dolar endeksindeki zayıflamanın yarattığı konjonktürel bir hareket olarak değerlendirilmeli. Uzman Candaş Atalay'ın da vurguladığı gibi, bu yükselişi 'demir alıyoruz' iyimserliğiyle okumak için erken; zira jeopolitik gerilimin ortadan kalkması tek başına kalıcı bir talep yaratmaya yetmiyor. Asıl belirleyici olmaya devam eden Fed'in faiz politikası, güçlü istihdam ve yapışkan enflasyon nedeniyle yüksek faiz ortamının süreceğine işaret ederken, bu durum alternatif maliyeti artırarak altın üzerinde baskı kuruyor. Merkez bankaları ve fiziki talep cephesinde Çin'in alımlarındaki yavaşlama, Hindistan'daki vergi kaynaklı isteksizlik ve TCMB'nin piyasaya satış yönlü müdahaleleri, yükselişin arkasında kurumsal bir destek olmadığını gösteriyor. Buna ek olarak altın bazlı fonlarda belirgin pozisyon artışı görülmemesi, piyasadaki temkinli havayı teyit ediyor. Teknik açıdan ons altında 4.300 dolar eşiğinin üzerinde kalıcılık sağlanması kısa vadeli yön açısından kritik bir test oluşturacak. Yurt içinde ise gram altının yıl sonuna doğru 8.000-9.000 TL aralığına ulaşabileceği öngörülürken, mevcut enflasyonun faiz beklentileri üzerinden yarattığı baskının, ilerleyen dönemde reel getirileri eriterek altın için güçlü bir katalizöre dönüşme potansiyeli yatırımcıların uzun vadeli perspektifte izlemesi gereken en önemli paradoks olarak öne çıkıyor.
