
BofA ve Goldman, Fed beklentilerini değiştirdi
Wall Street devleri BofA Global Research ve Goldman Sachs, dirençli iş gücü piyasası ve enerji maliyetlerindeki artış nedeniyle Fed'den faiz indirimi beklentilerini ileri tarihlere kaydırdı. BofA 2026'da hiç indirim beklemezken, Goldman ilk indirimi Aralık 2026'ya erteledi.
Amerika Birleşik Devletleri ekonomisinden gelen son veriler, dezenflasyon sürecinin Orta Doğu'daki çatışmalar nedeniyle sekteye uğradığını ortaya koyarken, Wall Street'in önde gelen kurumları Fed beklentilerini yeniden şekillendiriyor.
Cuma günü açıklanan verilere göre Nisan ayında istihdam beklentilerin üzerinde artış kaydetti. İşsizlik oranının yüzde 4,3 seviyesinde sabit kalması, ABD Merkez Bankası'nın faiz indirimi için elini zayıflatan bir diğer unsur oldu.
Bu gelişmelerin ardından BofA Global Research ve Goldman Sachs, Fed'e yönelik faiz indirimi tahminlerini revize etti.
BofA'dan 2026 için sıfır indirim öngörüsü
BofA Global Research, yayımladığı yeni raporda Fed'in 2026 yılının tamamında bekle-gör politikasını sürdüreceğini öngördü. Banka, ilk faiz indirimlerinin ancak Temmuz ve Eylül 2027'de, her biri 25 baz puan olmak üzere gerçekleşeceğini tahmin etti.
BofA analistleri, "Veri akışı şu an için Warsh'ın elini kolunu bağlıyor" değerlendirmesinde bulunarak, yeni Fed Başkanı'nın düşük faiz yanlısı tutumunun mevcut ekonomik koşullar karşısında yetersiz kalabileceğine işaret etti.
Goldman Sachs ilk indirimi Aralık 2026'ya erteledi
Goldman Sachs ise daha önce Eylül 2026 olarak açıkladığı ilk faiz indirimi beklentisini Aralık 2026'ya çekti. Kurum, ikinci indirimin ise Mart 2027'de gerçekleşeceğini öngörüyor.
Goldman analistleri, yatırımcıları uyararak "İş gücü piyasası bu yıl yeterince zayıflamazsa, indirimlerin tamamı 2027'ye sarkabilir" ifadelerini kullandı.
Fed içerisinde tarihi bölünme
Fed'in 29 Nisan'daki son toplantısı, kurumun iç yapısındaki görüş ayrılıklarını da gözler önüne sermişti. Faizlerin yüzde 3,50-3,75 aralığında sabit bırakılması kararı, 1992'den bu yana görülen en çekişmeli oylamalardan birine sahne oldu.
Görevi devralması beklenen yeni Fed Başkanı Kevin Warsh'ın düşük faiz yanlısı bir tutum sergileyeceği bilinse de, enerji maliyetlerindeki artış ve dirençli istihdam piyasası, para politikasında gevşeme alanını daraltıyor.
Editörün Analizi
Wall Street'in önde gelen iki kurumunun Fed'e yönelik faiz indirim beklentilerini ötelemesi, piyasalardaki sıkı para politikası görünümünün güçlendiğine işaret ediyor. Özellikle Nisan ayında işsizlik oranının yüzde 4,3 seviyesinde sabit kalması, iş gücü piyasasındaki direncin faiz indirimleri önünde önemli bir engel oluşturduğunu teyit ediyor. Bu veriler ışığında, BofA'nın 2026 için sıfır indirim öngörmesi ve Goldman Sachs'ın ilk indirimi Aralık 2026'ya ertelemesi, kısa vadede dolar varlıklarına olan talebi destekleyebilecekken, altın ve gelişen piyasa varlıkları üzerinde baskı yaratabilir. Orta Doğu kaynaklı enerji maliyeti artışlarının dezenflasyon sürecini sekteye uğratması ve yeni Fed Başkanı'nın düşük faiz yanlısı tutumu ile mevcut veriler arasındaki çelişki, para politikasının seyrini daha da karmaşık hale getiriyor. Ayrıca, son toplantıda yaşanan tarihi oylama bölünmesi, Fed içindeki görüş ayrılıklarının derinleştiğini gösterirken, gelecek dönem iletişiminde belirsizliği artırabilir. Yatırımcıların, indirimlerin 2027'ye sarkma riskine karşı pozisyonlarını gözden geçirmesi ve özellikle enerji fiyatlarındaki seyri yakından takip etmesi gerekiyor. Bu tablo, getiri eğrisinin uzun vadeli ucunda yukarı yönlü baskının devam edebileceğine ve risk iştahının törpülenebileceğine dair sinyaller veriyor.
