
Petrolde yüzde 2'ye yakın artış: İran ve Husiler'den yeni hamleler
Petrol fiyatları, ABD'nin İran'a yönelik yeni hava saldırıları ve Husilerin Kızıldeniz'de deniz ablukası ilan etmesiyle yüzde 1,5'in üzerinde yükseldi. Brent petrol 96 dolarla son altı haftanın zirvesine ulaştı.
Brent Petrol 96 Dolarla 8 Haziran'dan Beri En Yüksek Seviyede
Küresel petrol piyasaları, Orta Doğu'da tırmanan gerilimin arz endişelerini körüklemesiyle yukarı yönlü hareketini sürdürdü. ABD'nin İran'a düzenlediği yeni hava saldırıları ve Yemen'deki İran destekli Husilerin Kızıldeniz'de petrol tankerlerini hedef alması, fiyatların altı haftadan uzun sürenin en yüksek düzeyine çıkmasına yol açtı.
Brent petrolün varil fiyatı yüzde 2 artışla 96 dolara yükseldi. Bu seviye, 8 Haziran'dan bu yana kaydedilen en yüksek kapanış oldu. Brent, bir önceki seansta da 3 doların üzerinde değer kazanarak 94,07 dolardan günü tamamlamıştı.
ABD ham petrolü (WTI) ise çarşamba günkü yaklaşık yüzde 3'lük yükselişin ardından yüzde 1,7 primle 88,27 dolardan işlem gördü.
ABD'den İran'a Üst Üste 12. Gece Hava Saldırısı
ABD ordusu, İran'a yönelik üst üste 12. gece hava saldırılarını gerçekleştirdiğini duyurdu. Operasyonlar, Başkan Donald Trump'ın İran'ın Hürmüz Boğazı'nda gemilere ateş açması halinde İran'daki köprü veya elektrik santrallerini vuracakları yönündeki açıklamasının hemen ardından geldi. Bu sert söylem, iki ülke arasındaki çatışmada tansiyonu daha da yükseltti.
İran Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı'nın kendi kontrolleri altında olduğunu ve ABD'nin bölgedeki operasyonları sürdüğü müddetçe boğazın "tamamen kapalı" kalacağını savundu.
Devrim Muhafızları ayrıca Hürmüz Boğazı'nın güneyinde mayınlı olduğunu öne sürdükleri bir rotadan geçmeye çalışan bir petrol tankerinde patlama sonucu yangın çıktığını, iki başka tankerin ise geri dönmek zorunda kaldığını bildirdi. Açıklamada, İran'la koordinasyon sağlanmadan hiçbir tankerin boğaza giriş veya çıkış yapmasına müsaade edilmeyeceği uyarısı yer aldı.
Husilerden Kızıldeniz'de Deniz Ablukası Hamlesi
Hürmüz Boğazı'ndaki kriz devam ederken İran destekli Husiler de savaşta yeni bir cephe açtı. Grup, Babülmendep Boğazı'ndan Suudi petrolü taşıyan gemileri hedef alacaklarını ilan ederek Suudi Arabistan'a karşı deniz ablukası başlattığını duyurdu.
Husiler, iki Suudi petrol tankerine yönelik askeri operasyon düzenlediklerini iddia etti. Deniz güvenliği raporlarına göre, grubun adını verdiği Suudi bayraklı Encelia adlı tanker Kızıldeniz'de isabet aldı.
Grup ayrıca Suudi limanlarına gitmemeleri konusunda uyardıkları yaklaşık 10 gemiyi geri dönmeye zorladıklarını öne sürdü. Reuters haber ajansı, bu iddiayı bağımsız kaynaklardan teyit edemediğini bildirdi.
Küresel Enerji Arzı Tehdit Altında
Kızıldeniz'de ilan edilen deniz ablukasının Körfez bölgesinin ötesinde küresel enerji arzını da sekteye uğratabileceği değerlendiriliyor. İran Devrim Muhafızları Sözcüsü, X platformundan yaptığı paylaşımda Hürmüz Boğazı'nın güney geçiş rotasının mayınlı olduğu uyarısında bulunarak denizcilik şirketlerini dikkatli olmaya davet etti.
Editörün Analizi
Küresel petrol piyasaları, arz güvenliğine yönelik coğrafi olarak yoğunlaşmış ancak birbirini besleyen çok cepheli bir jeopolitik tehdit sarmalının etkisi altına girmiş durumda. ABD'nin İran'a yönelik süreklilik kazanan askeri baskısı eş zamanlı olarak Tahran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki caydırıcılığını artırması, küresel petrol ticaretinin en kritik arterini doğrudan hedef alıyor. İran'ın boğazın güneyine mayın döşendiği iddiası ve koordinasyonsuz geçişlere izin verilmeyeceği uyarısı, sigorta ve navlun maliyetlerinde öngörülemez sıçramalara yol açarak fiziksel piyasada olağanüstü bir risk primi oluşturuyor. Bu tabloya Yemen merkezli Husilerin Babülmendep Boğazı'nda Suudi Arabistan'a yönelik başlattığı deniz ablukasının eklenmesi, alternatif rotaları da tehlikeye atarak arz darboğazı riskini katmanlandırıyor. Söz konusu iki boğazda yaşanan eş zamanlı tırmanış, özellikle ağır ve orta distilat ürünlerin küresel akışını sekteye uğratabilecek bir kırılganlık taşıyor. Yatırımcılar açısından, İran ve vekil güçlerinin eylemlerinin müzakere masasından ziyade askeri angajman kurallarıyla şekillendiği bu konjonktürde, fiyatların aşağı yönlü hareketini sınırlayan temel unsurun yalnızca anlık arz kesintileri değil, uzun süreli rota değişikliği zorunluluğu olduğu görülüyor. Reel piyasada tankerlerin geri dönmek zorunda kalması ve isabet alan gemilere dair raporlar, jeopolitik risk algısının fiyatlamaya hızlı ve sert bir şekilde yansımaya devam edeceğini, enerji ithalatçısı ekonomiler için kronik yukarı yönlü riskleri diri tuttuğunu gösteriyor.
