
Kuraklık Elektrik Üretimine Yıllık 1,8 Milyar Dolar Ek Maliyet Getiriyor
Ember Energy yetkilisi Ufuk Alparslan, kuraklığın Türkiye'nin elektrik üretimine yıllık 1,8 milyar dolar ek maliyet yüklediğini açıkladı. Rüzgar ve güneş enerjisinde büyüme devam ederken, kömür hâlâ ana kaynak.
Kuraklık Enerji Üretimine Ağır Maliyet Yüklüyor
Ember Energy Türkiye ve Kafkaslardan Sorumlu Bölge Lideri Ufuk Alparslan, Bloomberg HT Üst Düzey programında yaptığı açıklamalarda, kuraklığın Türkiye'nin elektrik üretim sistemine yıllık 1,8 milyar dolar ek maliyet getirdiğini ortaya koydu. Alparslan, enerji sektörünün mevcut durumu ve gelecek projeksiyonları hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu.
Yenilenebilir Enerjide Büyüme Devam Ediyor
Son yıllarda Türkiye'nin rüzgar ve güneş enerjisinde önemli atılımlar gerçekleştirdiğini belirten Alparslan, 2025 yılında rüzgar enerjisinde 1,9 gigavatlık kurulu güç rekoru kırıldığını açıkladı. Güneş enerjisinde ise 2023 yılının bir dönüm noktası olduğunu, yıllık kurulumların 4,5-5 gigavat seviyelerinde seyrettiğini ifade etti.
Rüzgar ve güneşin toplam elektrik üretimindeki payının %22'ye ulaştığını vurgulayan Alparslan, buna rağmen Türkiye'nin en büyük elektrik üretim kaynağının hala kömür olduğuna dikkat çekti. Doğalgazın payının ise %20'lere kadar gerilediğini ekledi.
Kömür Üretiminde İthal Bağımlılığı
Alparslan'ın açıklamalarına göre, Türkiye'de kömürden elektrik üretiminin üçte ikisi ithal kömürle gerçekleştiriliyor. Yerli kömürün ise ucuz olmadığını belirten Alparslan, "Yerli olmasına rağmen orada da maliyetler hızlı bir şekilde artıyormuş yani piyasa fiyatlarının üstünde dövize endeksli bir alım garantisi verildi ve yüksek de bir fiyat olduğu için yerli kömürün maliyetli olduğunu söyleyebiliriz" dedi.
Kuraklığın Enerji Güvenliğine Etkisi
Ember Energy'nin 5. kez yayınladığı Türkiye Elektrik Görünüm Raporu'na göre, kuraklık enerji güvenliği için önemli bir risk oluşturuyor. 2025 yılında hidroelektrik üretiminin %18 düştüğünü belirten Alparslan, kuraklığın elektrik üretimine yıllık 1,8 milyar dolarlık fazladan maliyet yarattığını açıkladı.
"Kuraklık Türkiye'de elektrik üretimine yıllık 1,8 milyar dolarlık fazladan maliyet yaratıyor"
Savaşın Enerji Sektörüne Etkileri
Alparslan, devam eden savaşın enerji sektörüne hem tedarik hem de fiyat açısından önemli etkileri olduğunu vurguladı. Doğalgaz kontratlarının Avrupa piyasası endeksli olduğunu, sıvılaştırılmış doğalgaz alımlarının da doğrudan bu piyasalara bağlı olduğunu belirtti.
"Şu anda yüzde 50'lik bir artış var ve şu anda krizin iyi günleri olabilir. Bu aslında bir fosil yakıt krizi. Henüz bu krizin gerçek anlamda fiyata yansımasını görmedik. Savaş devam ederse çok daha yüksek fiyatlar görebiliriz" diyen Alparslan, dışa bağımlılığın azaltılması gerektiğini vurguladı.
28 Milyar Dolarlık Şebeke Yatırımı İhtiyacı
Türkiye'nin 120 gigavatlık 2035 yenilenebilir enerji hedefine ulaşmasının kolay olmayacağını belirten Alparslan, bu hedef için sadece şebeke yatırımlarının 28 milyar dolar gerektirdiğini açıkladı.
"Bizim dışarıdan finansman kaynak yaratmamız gerekiyor. Elektrik sektöründe de yeni şebeke yaratılmazsa yenilenebilir enerjinin devreye girmesi zor oluyor" diyen Alparslan, yeni ihalelerle yabancı yatırımcıların da çekilebileceğini ifade etti.
Enerji Dönüşümünde Kritik Adımlar
Alparslan'ın değerlendirmeleri, Türkiye'nin enerji dönüşümünde şu noktalara odaklanması gerektiğini gösteriyor:
- Yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlandırılması
- Şebeke altyapısının güçlendirilmesi
- Fosil yakıt bağımlılığının azaltılması
- Uluslararası finansman kaynaklarının harekete geçirilmesi
- İklim değişikliğinin enerji sektörüne etkilerinin yönetilmesi
Kuraklığın enerji üretimine getirdiği ek maliyetler, Türkiye'nin enerji politikalarını gözden geçirmesi ve yenilenebilir enerji yatırımlarını önceliklendirmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor.
Editörün Analizi
Kuraklığın Türkiye elektrik üretimine yıllık 1,8 milyar dolar ek maliyet getirmesi, enerji sektörü ve makroekonomi için ciddi bir risk faktörünü ortaya koyuyor. Bu durum, özellikle hidroelektrik santrallerin payının azalmasıyla doğalgaz ve ithal kömüre olan bağımlılığı artırarak dış kaynaklı maliyet baskısını şiddetlendirebilir. Yatırımcılar açısından, elektrik üreticilerinin kâr marjlarında bu ek maliyetler nedeniyle daralma riski göz önünde bulundurulmalı. Diğer yandan, yenilenebilir enerjideki hızlı büyüme (rüzgar ve güneşin toplam payının %22'ye ulaşması) ve 2035 hedefleri, şebeke altyapısı ve depolama çözümlerine yönelik yatırım fırsatlarına işaret ediyor. Ancak, 28 milyar dolarlık şebeke yatırım ihtiyacı ve dış finansman gerekliliği, bu geçişin önündeki en büyük engellerden biri olarak duruyor. Enerji güvenliği bağlamında, iklim değişikliği kaynaklı kuraklık risklerinin yönetimi, fosil yakıt fiyat oynaklığı ve devam eden jeopolitik gerilimlerle birleştiğinde, sektörde maliyet artışları ve fiyat dalgalanmaları için kalıcı bir zemin oluşturuyor. Uzun vadede, yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlandırılması ve şebeke modernizasyonu, hem bu iklim risklerini hem de dışa bağımlılığı azaltmak için kritik önem taşıyor.
