
Serbest Bölgelerin 5 Aylık Ticaret Hacminin Yüzde 46'sını İhracat Oluşturdu
Türkiye'nin 19 serbest bölgesinde ocak-mayıs döneminde 11,7 milyar dolarlık ticaret hacmi kaydedildi. Bu hacmin yaklaşık yarısı olan 5,4 milyar dolarlık kısmı doğrudan ihracattan geldi.
Ticaret Bakanlığı verilerine göre, Türkiye'de faaliyet gösteren 19 serbest bölge, yatırımcılara ve üreticilere kapsamlı avantajlar sunmaya devam ediyor. Bu üretim üsleri, mayıs sonu itibarıyla 86 bin 376 kişiye istihdam sağlıyor.
Serbest Bölgelerin Sağladığı Avantajlar
Serbest bölgeler; vergi muafiyetleri, gümrüksüz ticaret imkanı, yerli ve yabancı pazarlara kolay erişim, kâr transferinde serbestlik, stratejik konum avantajları ve düşük maliyetli altyapı gibi birçok teşviki bir arada bulunduruyor. Bu sayede hem ihracat hem de yatırımlar canlılığını koruyor.
2026 Yılı İlk 5 Aylık Veriler
Ocak-mayıs 2026 döneminde serbest bölgelerin toplam ticaret hacmi 11 milyar 658 milyon dolar olarak hesaplandı. Bu hacmin 5 milyar 359 milyon doları ihracattan oluştu. Böylece ticaretin yaklaşık %46'sı doğrudan yurt dışına yapılan satışlardan kaynaklandı.
Serbest bölgelerin ticaret hacmi 2025 yılında yıllık bazda %3,1 artarak 28 milyar 554 milyon dolara ulaşmıştı.
Yurt dışından yapılan alımlar 3 milyar 287 milyon dolara çıkarken, yurt içinden yapılan alımlar 1 milyar 444 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Buna karşılık serbest bölgelerden yurt içine yapılan satışlar ise 1 milyar 569 milyon dolar olarak kayıtlara geçti. Böylece serbest bölgelerin dış ticaret fazlası vermeye devam ettiği görüldü.
Editörün Analizi
Serbest bölgelerin ocak-mayıs döneminde ulaştığı 11,7 milyar dolara yakın ticaret hacminin neredeyse yarısını ihracatın oluşturması, bu üretim üslerinin dış pazarlara dönük yapısını ve Türkiye’nin ihracat odaklı büyüme stratejisine katkısını teyit ediyor. 5,4 milyar dolarlık ihracat rakamı, aynı dönemde kaydedilen 1,6 milyar dolarlık yurt içi satışla birlikte değerlendirildiğinde, bölgelerin net dış ticaret fazlası vermeye devam etmesi cari denge açısından olumlu bir sinyal olarak öne çıkıyor. 86 binin üzerinde istihdam sağlanması, sadece üretim kapasitesini değil aynı zamanda nitelikli iş gücüne erişim avantajını da gözler önüne seriyor. Vergi muafiyetleri, gümrüksüz ticaret ve kâr transferinde serbestlik gibi teşvikler, özellikle jeopolitik belirsizliklerin arttığı bir konjonktürde yatırımcılar için bu bölgelerin cazibesini koruduğunu gösteriyor. 2025 yılında yıllık bazda görülen ılımlı ancak istikrarlı büyüme eğiliminin 2026’nın ilk çeyreğinde de sürmesi, küresel talepteki dalgalanmalara rağmen serbest bölgelerdeki faaliyetlerin dirençli kalabileceğine işaret ediyor. Yurt dışından yapılan alımların 3,3 milyar dolar, yurt içinden alımların ise 1,4 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmesi, entegre tedarik zincirlerinin hem ithalat hem de yerli kaynak kullanımıyla dengeli bir yapı sergilediğini ortaya koyuyor. Bu gelişmeler, ihracatçı sektörlere yönelik hisse senetleri ve lojistik altyapı yatırımları açısından takip edilmesi gereken bir zemin hazırlıyor.
