
ABD 'zorla çalıştırma' gerekçesiyle 60 ticaret ortağına yeni tarife uygulayacak
ABD Ticaret Temsilciliği (USTR), zorla çalıştırma yoluyla üretilen malların ithalatına karşı 60 ülkeye yüzde 10 veya 12,5 oranında gümrük vergisi getirildiğini duyurdu. Türkiye için uygulanacak oran yüzde 12,5 olarak belirlendi.
Amerika Birleşik Devletleri, küresel ticarette yeni bir dönemin kapılarını aralayan kritik bir karara imza attı. ABD Ticaret Temsilciliği (USTR), zorla çalıştırma yoluyla üretilen malların ithalatına yasak getirilmemesi ve mevcut yasakların etkin biçimde uygulanmaması gerekçesiyle 60 ticaret ortağına yönelik gümrük vergisi uygulanacağını resmen açıkladı.
301. Bölüm soruşturmaları tamamlandı
USTR tarafından yapılan açıklamaya göre, 1974 tarihli Ticaret Yasası'nın 301. Bölümü kapsamında yürütülen soruşturmalar nihai karara bağlandı. Soruşturmalar, çeşitli ekonomilerin zorla çalıştırma yoluyla üretilen malların ithalatına ilişkin yasaklama getirmemesi ve bu konudaki düzenlemeleri etkin biçimde uygulamamasıyla bağlantılı eylem, politika ve uygulamaları mercek altına aldı.
Nihai karar kapsamında, belirli ürün muafiyetlerine tabi olmak üzere ABD'nin ithalatının yüzde 99,4'ünü kapsayan 60 ticaret ortağı için iki kademeli bir vergi yapısı oluşturuldu.
İki kademeli tarife yapısı
Yeni düzenlemeye göre gümrük vergisi oranları, ülkelerin zorla çalıştırma konusundaki mevzuat altyapısına bağlı olarak şekillendi. Zorla çalıştırma yoluyla üretilen ürünlerin ithalatına yasak getiren, karşılıklı ticaret anlaşmalarıyla bu yasağı taahhüt eden veya kısmi rejim uygulayan ticaret ortaklarına yüzde 10, böyle bir ithalat yasağı getirmeyen ticaret ortaklarına ise yüzde 12,5 oranında vergi uygulanması kararlaştırıldı.
Türkiye yüzde 12,5'lik dilimde
Türkiye, yeni tarife rejiminde yüzde 12,5 oranındaki gümrük vergisine tabi tutulacak ülkeler arasında yer aldı. Aynı oranın uygulanacağı diğer önemli ekonomiler arasında Çin, Hong Kong, Avustralya, Yeni Zelanda, Filipinler, Singapur, Tayland, Vietnam, Rusya, Norveç, Brezilya, Şili, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Güney Afrika bulunuyor. Avrupa Birliği ve Tayvan menşeli ürünler için ise En Çok Kayrılan Ülke vergi oranı dikkate alınarak toplam vergi yükü yüzde 10 olarak belirlendi.
Trump'ın küresel tarifesinin süresi doluyor
USTR'nin yeni tarife açıklaması, ABD Başkanı Donald Trump'ın 1974 tarihli Ticaret Yasası'nın 122. Bölümü kapsamında uygulamaya koyduğu ve 24 Şubat'ta yürürlüğe giren yüzde 10 oranındaki küresel tarifenin 150 günlük uygulama süresinin sona ermesine kısa bir süre kala geldi. Söz konusu küresel tarifenin süresi 24 Temmuz Cuma günü itibarıyla sona eriyor. Yeni açıklanan vergiler ise aynı tarihten itibaren ABD'ye giriş yapan veya depodan çekilen ürünler için geçerli olmaya başlayacak.
ABD yönetimi, mart ayında 60 ticaret ortağı hakkında başlattığı soruşturmalarla küresel tedarik zincirlerinde zorla çalıştırma ile mücadeleyi öncelikli gündem maddesi haline getirmişti. Yeni tarife paketi, Washington'ın bu alandaki en kapsamlı ticari yaptırım hamlesi olarak değerlendiriliyor.
Editörün Analizi
ABD'nin zorla çalıştırma gerekçesiyle 60 ticaret ortağına getirdiği bu yeni tarife rejimi, küresel tedarik zinciri dinamikleri ve jeopolitik ticaret dengeleri açısından derin etkiler doğurmaya aday. Türkiye'nin, Çin ve Rusya gibi büyük ekonomilerle birlikte yüzde 12,5'lik üst dilimde sınıflandırılması, ihracat rekabetçiliği üzerinde ilave bir baskı unsuru oluşturabilir ve özellikle emek yoğun sektörlerimizi risk altına sokabilir. Kararın, Başkan Trump'ın Şubat ayında getirdiği küresel tarifenin süresinin dolduğu gün yürürlüğe girecek olması, korumacılıkta bir boşluk oluşmaması için stratejik bir zamanlama olarak okunabilir ve ticaret savaşlarının 'insan hakları' söylemiyle derinleştiğine işaret ediyor. Avrupa Birliği'ne uygulanacak yüzde 10'luk daha düşük oran, transatlantik ilişkilerdeki göreceli farklılaşmayı yansıtarak Türk ihracatçılarının AB'li rakipleri karşısında fiyat dezavantajı yaşamasına yol açabilir. Uygulamanın 301. Bölüm soruşturmalarına dayanması, hedef ülkelerin Dünya Ticaret Örgütü nezdinde misilleme veya itiraz süreçlerini tetikleyerek küresel ticaret sisteminde yeni bir hukuki cephe açma potansiyeli taşıyor. Yatırımcılar açısından bu gelişme, sadece ticaret hacmi ve maliyetleri değil, aynı zamanda ABD ile ilişkilerin seyrine yönelik siyasi risk algısını da doğrudan etkileyecek nitelikte.
