
Altın düşüşte: Yükselen petrol fiyatları ve İran krizi baskı yarattı
Altın, ABD ile İran arasındaki barış görüşmelerinde ilerleme sağlanamaması ve yükselen petrol fiyatlarının etkisiyle pazartesi günü geriledi. Spot altın %0,6 düşüşle 4.684,32 dolara gerilerken, piyasalar Fed'in faiz politikasına dair ipuçları arayacak.
Altın fiyatları haftanın ilk işlem gününde düşüş yönünde hareket etti. ABD ile İran arasında devam eden barış görüşmelerinde somut bir ilerleme kaydedilememesi, petrol fiyatlarını yeniden yukarı taşırken altın üzerinde baskı oluşturdu. Artan enerji maliyetlerinin enflasyonu yüksek tutabileceği ve faiz oranlarının daha uzun süre mevcut seviyelerde kalabileceği endişeleri yatırımcıları temkinli olmaya itti.
Spot altın ve vadeli kontratlarda kayıplar
Spot altın, gün içinde yüzde 0,6 değer kaybederek ons başına 4.684,32 dolara kadar geriledi. Haziran vadeli ABD altın kontratları ise yüzde 0,8 düşüşle 4.692,70 dolardan işlem gördü. Değerli metal, jeopolitik risklerin devam etmesine rağmen petrol fiyatlarındaki sıçramanın yarattığı dolaylı baskıdan kaçamadı.
Trump'ın İran yanıtını reddetmesi savaşın seyrini değiştirmedi
ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü İran'ın barış görüşmeleri teklifine verdiği yanıtı kabul etmediğini açıkladı. Yaklaşık on haftadır süren çatışmaların kısa vadede sona ereceğine dair umutlar azalırken, Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğinin felç olması küresel enerji fiyatlarını yukarı taşıdı.
"Yakın zamanda bir barış anlaşmasına varılacağına dair beklentiler çözülüyor ve altın, petrol fiyatlarındaki yeniden yükselişin baskısını hissediyor." – KCM Trade Baş Piyasa Analisti Tim Waterer
Waterer ayrıca, kısa ve orta vadede barış anlaşması olmaksızın süren ateşkes ortamında altının 4.400 ile 4.800 dolar aralığında yatay seyretmeye devam edebileceğini öngördü.
Fed raporu en büyük riski işaret etti
Cuma günü yayımlanan Fed raporu, İran ile devam eden savaşın ve bunun petrol fiyatları ile arzı üzerindeki etkilerinin finansal istikrara yönelik en büyük riskler arasında yer aldığını vurguladı. Yükselen petrol fiyatları enflasyon beklentilerini körüklerken, piyasanın faiz indirimi umutlarını da törpülüyor. Altın geleneksel olarak enflasyondan korunma aracı olarak görülse de, yüksek faiz ortamı getiri sunmayan bu kıymetli madeni cazibesiz kılıyor.
Gözler ABD enflasyon verisinde
Yatırımcılar şimdi, ABD Merkez Bankası'nın para politikası patikasına ışık tutması beklenen ve bu hafta açıklanacak nisan ayı tüketici enflasyonu verilerine kilitlenmiş durumda. Öte yandan Çin'in 2026 yılının ilk çeyreğinde altın üretiminin geçen yılın aynı dönemine kıyasla düştüğünü açıklaması da dikkat çekti.
Diğer kıymetli madenlerde son durum
Spot gümüş, yüzde 0,7 yükselişle ons başına 80,88 dolardan alıcı bulurken platin yüzde 0,6 düşüşle 2.042,71 dolara geriledi. Paladyum ise yüzde 0,4 kayıpla 1.484,99 dolar seviyesinde işlem gördü.
Editörün Analizi
Altın fiyatlarında görülen geri çekilme, jeopolitik risklerin doğrudan güvenli liman talebini tetiklemek yerine enerji maliyetleri kanalıyla dolaylı bir baskı yaratmasının çarpıcı bir örneğini oluşturuyor. ABD-İran barış görüşmelerindeki tıkanıklığın petrol fiyatlarını yukarı taşıması, enflasyonun inatçı kalacağı ve Fed'in faiz indirimlerini geciktireceği beklentilerini güçlendirerek getiri sunmayan altının cazibesini azaltıyor. Piyasalar, altını tipik bir sığınak varlık olarak fiyatlamak yerine, bu kez enflasyon-faiz dengesi üzerinden konumlanıyor ve Fed'in finansal istikrar raporunda İran savaşını en büyük risk olarak işaret etmesi bu hassasiyeti teyit ediyor. KCM Trade analistinin 4.400-4.800 dolar bandında yatay seyir öngörüsü, mevcut belirsizlik ortamında piyasanın yön bulmakta zorlandığını ve net bir katalizör aradığını gösteriyor. Bu hafta açıklanacak ABD enflasyon verisi, hem faiz patikası hem de altının kısa vadeli yönü için belirleyici olacak; yüksek bir rakam Fed'in elini daha da bağlayarak baskıyı artırabilirken, beklentilerin altında bir veri faiz indirimi umutlarını canlandırarak altını rahatlatabilir. Çin'in altın üretimindeki düşüş ise arz tarafında bir destek unsuru olsa da, küresel talebin güçlü seyretmediği bir ortamda fiyatlamada tek başına belirleyici olmaktan uzak. Diğer kıymetli madenlere bakıldığında gümüşün sınırlı yükselişi kısmen endüstriyel talep umutlarını yansıtırken, platin ve paladyumdaki zayıflık risk iştahındaki kırılganlığa işaret ediyor. Sonuç olarak yatırımcılar, jeopolitik gelişmeleri yalnızca riskten kaçış perspektifinden değil, enerji-enflasyon-faiz üçgenindeki etkileşimler çerçevesinde değerlendirmeye devam edecek.
