
Suudi petrol devinin CEO'su: Her hafta 100 milyon varillik kayıp yaşanıyor
Suudi Aramco CEO'su Amin Nasser, Hürmüz Boğazı'nın kapalı kaldığı her hafta küresel piyasalarda 100 milyon varil petrol kaybı yaşandığını açıkladı. Nasser, stokların tehlikeli biçimde azaldığını ve arz krizinin Mayıs-Haziran döneminde derinleşeceğini vurguladı.
Suudi Arabistan'ın devlet petrol şirketi Suudi Aramco'nun Üst Yöneticisi (CEO) Amin Nasser, Hürmüz Boğazı'ndaki kapanmanın küresel enerji piyasaları üzerinde yarattığı yıkıcı etkiyi rakamlarla ortaya koydu. Nasser, boğazın kapalı olduğu her hafta dünya piyasalarından yaklaşık 100 milyon varil petrolün eksildiğini belirtti.
Amin Nasser, analistlerle gerçekleştirdiği telekonferans görüşmesinde, mevcut arz açığının şirketler ve hükümetler tarafından stratejik stoklardan karşılandığını ancak bu durumun sürdürülebilir olmaktan çıktığını ifade etti. Küresel petrol stoklarının tehlikeli seviyelere gerilediğine dikkat çeken Nasser, mevcut durumu Orta Doğu'daki savaşın yol açtığı en büyük arz kesintisi olarak nitelendirdi.
Dünyadaki yedek petrol üretim kapasitesinin büyük bir bölümünün Basra Körfezi'nde konumlandığını kaydeden CEO, bu kritik kapasitenin de boğazdaki abluka sebebiyle devreye alınamadığını, dolayısıyla arz açığının kapatılmasına yardımcı olamadığını sözlerine ekledi. Bu kısır döngü, yükselen enerji fiyatlarının küresel ekonomik büyümeyi aşağı çekebileceğine yönelik endişeleri derinleştiriyor.
Orta Doğu'da üçüncü ayına giren çatışma ortamında, ABD ve İran arasında Hürmüz Boğazı'ndan geçişlerin yeniden sağlanmasına yönelik diplomatik müzakerelerin tıkandığı bildirildi. Bölgedeki ablukaya ilişkin somut bir çözüm belirtisi olmaması petrol fiyatlarını yukarı yönlü baskılamaya devam ederken, varil fiyatlarının 100 dolar seviyesinin üzerinde seyrettiği gözlemlendi. Mevcut değerler, savaşın ilk dönemlerinde görülen zirvelerin hâlâ altında bulunuyor.
"Piyasalarda fiyat kopukluğu var"
Nasser, stok eritme kabiliyetinin küresel piyasadaki gerçek sıkışıklığı maskelediğini belirterek önemli bir uyarıda bulundu. Vadeli işlem piyasalarında oluşan fiyatlarla, fiziksel olarak teslim alınan petrolün fiyatı arasında ciddi bir kopukluk olduğunu gözlemlediklerini aktardı. Bu kopukluğun, piyasanın ne denli kırılgan bir yapıya sahip olduğunun göstergesi olduğu düşünülüyor.
Orta Doğu dışındaki üretim alanlarına yapılan yatırımların uzun süredir yetersiz kaldığını ifade eden Suudi Aramco CEO'su, bu ihmalin küresel piyasaları mevcut arz şokuna karşı hazırlıksız bıraktığını savundu. Yetkili, arz açığının Mayıs ve Haziran aylarında çok daha belirgin bir şekilde hissedileceğini ve krizin devamı halinde petrol piyasalarındaki dengelenme sürecinin gelecek yıla kadar uzayabileceğini dile getirdi.
İlk çeyrekte kârda yüzde 25 artış
Saudi Aramco, yükselen petrol fiyatlarının etkisiyle yılın ilk çeyreğinde güçlü bir finansal performans sergiledi. Şirketin Ocak-Mart dönemi net kârı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 25 oranında artarak 32,5 milyar dolara yükseldi. Şirket, 2025 yılının aynı çeyreğinde 26 milyar dolar net kâr açıklamıştı. Net kârdaki yaklaşık 6,5 milyar dolarlık artış, jeopolitik risklerin enerji devlerinin bilançolarına olan doğrudan yansımasını gözler önüne serdi.
Editörün Analizi
Suudi Aramco CEO'sunun uyarıları, Hürmüz Boğazı'ndaki kesintinin küresel petrol arzında yarattığı haftalık kaybın boyutunu ortaya koyarak, stratejik stokların hızla eridiğine işaret ediyor. Bu durum, vadeli işlemler ile fiziksel teslimat fiyatları arasındaki makasın açılmasıyla piyasalarda ciddi bir kırılganlık yaratıyor. Arz şokunun yaz aylarında derinleşmesi beklenirken, diplomatik tıkanıklık fiyatlar üzerindeki yukarı yönlü baskıyı sürdürüyor ve küresel büyüme üzerindeki aşağı yönlü riskleri artırıyor. Yedek üretim kapasitesinin bölge içinde sıkışması, krizin çözümünü zorlaştıran bir kısır döngü oluşturuyor. Şirketin çeyreklik kârında görülen belirgin artış ise jeopolitik risklerin enerji şirketlerinin bilançolarına nasıl yansıdığını gösteriyor. Yatırımcılar açısından, Orta Doğu dışındaki üretim yatırımlarının yetersizliği, arz güvenliği endişelerini uzun vadede canlı tutacak bir faktör olarak öne çıkıyor. Piyasalardaki fiyat kopukluğu, stok eritme kabiliyetinin gerçek arz sıkışıklığını maskelediğine dair uyarıları güçlendirirken, enerji maliyetlerinin seyri açısından yakından izlenmesi gereken bir dönem başlatıyor.
