
Yabancı yatırımcının tahvil alımı altı ayın zirvesinde
Yurt dışı yerleşikler 10 Temmuz haftasında Türk tahvillerine yönelerek 1,25 milyar dolarlık alım yaptı ve bu veri Ocak ayından bu yana görülen en yüksek seviye olarak kaydedildi.
Yabancı portföy yöneticilerinin Türkiye piyasalarındaki rotası değişiyor. Hisse senetlerinde geçmiş haftalara kıyasla daha temkinli bir tablo çizen yurt dışı yerleşik yatırımcılar, rotayı yoğun biçimde tahvil tarafına çevirdi.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından yayımlanan haftalık menkul kıymet istatistikleri, yabancı yatırımcının portföy tercihlerindeki belirgin kaymayı ortaya koydu. Verilere göre yurt dışı yerleşikler 10 Temmuz ile sona eren haftada 33,5 milyon dolarlık net hisse senedi alımı gerçekleştirdi. Bir önceki hafta olan 3 Temmuz döneminde ise bu rakam yalnızca 11,5 milyon dolar seviyesinde kalmıştı.
Tahvil tarafında güçlü iştah
Asıl dikkat çekici hareket devlet iç borçlanma senetleri cephesinde yaşandı. Önceki hafta 572 milyon dolarlık tahvil alımına imza atan yabancı yatırımcılar, 10 Temmuz haftasında iştahlarını belirgin şekilde artırarak 1,25 milyar dolarlık net alıma ulaştı.
Bu seviye, 23 Ocak 2026 tarihinden sonra kaydedilen en güçlü haftalık yabancı tahvil girişi olarak kayıtlara geçti. Söz konusu veri, uluslararası fonların Türk lirası cinsinden varlıklara yönelik yeniden pozisyon alma eğilimini teyit eder nitelikte.
Piyasalara yansımaları
Uzmanlar, yabancı yatırımcının tahvile yönelmesini para politikasındaki sıkı duruşun sürmesine ve enflasyonla mücadelede kaydedilen ilerlemeye bağlıyor. Hisse tarafında daha sınırlı katılım olması ise küresel risk iştahındaki dalgalanmaların ve yurt içi belirsizliklerin etkisi olarak değerlendiriliyor.
Merkez Bankası verileri, yılın ikinci yarısına girilirken tahvil piyasasına girişlerin hızlandığını ve bunun Türk finansal varlıklarına olan güvenin tazelenmesi açısından olumlu bir sinyal olarak yorumlanabileceğini gösteriyor.
Editörün Analizi
Yabancı yatırımcıların portföy tercihlerindeki bu belirgin rotasyon, Türkiye piyasaları için önemli bir kırılma anına işaret ediyor. 10 Temmuz haftasında devlet iç borçlanma senetlerine gelen 1,25 milyar dolarlık girişin son altı ayın zirvesine ulaşması, uluslararası fonların Türk lirası cinsinden varlıklara yönelik güveninin somut bir göstergesi olarak okunmalı. Aynı dönemde hisse senedi tarafındaki 33,5 milyon dolarlık sınırlı alım ise, yatırımcıların şirket kârlılıklarından ziyade makroekonomik getirilere odaklandığı bir konjonktürü yansıtıyor. Bu ayrışma, sıkı para politikası duruşunun ve enflasyonla mücadeledeki ilerlemenin, tahvil piyasasını hisse senetlerine kıyasla daha cazip bir risk-getiri profiline taşıdığını teyit ediyor. Özellikle 23 Ocak'tan bu yana kaydedilen en güçlü haftalık tahvil talebi, sermaye akımlarının kalıcı bir yönelim kazanıp kazanmayacağına dair piyasalarda iyimserliği artırabilir. Öte yandan hisse tarafındaki temkinli duruş, küresel risk iştahındaki dalgalanmalar ve yurt içi belirsizliklerin henüz tam olarak fiyatlanmadığına dair bir uyarı niteliğinde. Bu tablo, portföy yöneticileri için önümüzdeki dönemde tahvil ağırlıklı stratejilerin öne çıkabileceğini, hisse senetlerinde ise seçici pozisyonlanmanın devam edeceğini düşündürüyor.
